Addison Hastalığı, böbreküstü bezlerinin (adrenal bezler) yeterince hormon üretememesi sonucunda ortaya çıkan nadir bir endokrin bozukluktur. Bu bezler, vücudun stresle başa çıkmasına yardımcı olan kortizol ve vücut içindeki su-tuz dengesi ile kan basıncını düzenleyen aldosteron hormonlarını üretir. Addison Hastalığı, bu hormonların üretimindeki yetersizlikten kaynaklanır ve çoğunlukla bağışıklık sisteminin böbreküstü bezlerine saldırması sonucu oluşan otoimmün bir hastalıktır.
Hastalığın belirtileri genellikle yavaşça gelişir ve başlangıçta diğer yaygın hastalıklarla karıştırılabilir. En yaygın belirtiler arasında sürekli yorgunluk, kas zayıflığı, kilo kaybı, düşük kan basıncı ve ciltte koyulaşma sayılabilir. Ayrıca, iştah kaybı, mide bulantısı, kusma, ishal, depresyon ve tuz istekleri de görülebilir. İleri aşamalarda, Addison krizi olarak adlandırılan ve acil tıbbi müdahale gerektiren ciddi bir durum ortaya çıkabilir. Bu kriz, şiddetli karın ağrısı, ciddi kusma, ishal, düşük tansiyon, bilinç kaybı ve hatta ölümle sonuçlanabilir.
Addison Hastalığı’nın teşhisi, genellikle kan testleri, ACTH stimülasyon testi ve görüntüleme yöntemleri ile konur. Bu testler, böbreküstü bezlerinin hormon üretim seviyelerini ve vücuttaki tuz, potasyum ve kortizol seviyelerini ölçer. Ayrıca, hipofiz bezinin fonksiyonunu değerlendiren testler de yapılabilir çünkü hipofiz bezi, adrenal bezleri hormon üretimi için uyaran ACTH hormonunu salgılar.
Tedavi süreci, genellikle eksik hormonların yerine konulması üzerine kuruludur. Hastalar genellikle kortikosteroid ilaçlar alarak kortizol ve aldosteron seviyelerini dengeler. Bu ilaçlar, hastalığın belirtilerini hafifletir ve yaşam kalitesini artırır. Ayrıca, hastaların stresli durumlar, enfeksiyonlar veya yaralanmalar sırasında ilaç dozlarını geçici olarak artırmaları gerekebilir. Düzenli doktor kontrolleri ve acil durumlar için bir eylem planı hazırlamak, Addison Hastalığı olan bireyler için önemlidir.
Addison Hastalığı, her yaş grubunda görülebilse de, en sık olarak 30-50 yaş arası yetişkinlerde teşhis edilir ve kadınlarda biraz daha yaygındır. Genellikle otoimmün bozuklukları olan bireylerde gelişme riski daha yüksektir. Hastalık, yaşam boyu süren bir durum olduğundan, sürekli tedavi ve dikkat gerektirir. Ancak, uygun tedavi ile bireyler normal ve sağlıklı bir yaşam sürdürebilir.